New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, federal hükümetin yapay zekâ konusundaki sorumluluğunu bıraktığını söylüyor ve New Yorkluların buna karşı çıkmasını istiyor. TechCrunch'ın 19 Ekim tarihli haberine göre çerçeveleme bilinçli: Washington'ın hareketsizliği, piyasaların kendi düzenini kurmasına bırakılmış bilinçli bir tercih değil, bir çekilme olarak tanımlanıyor.
Bu ayrım önemli, çünkü tartışmayı 'kural olmalı mı' sorusundan 'en üst katman yazmayacaksa kuralları kim yazacak' sorusuna taşıyor.
ABD'de bugüne kadarki cevap şu oldu: alttaki herkes. Yapay zekâ denetimi aşağıdan yukarı kuruldu — eyalet yasaları, şehirlerin satın alma kuralları, kurum rehberleri ve bunlar çatıştığında doğan davalar. Tek bir asgari eşik koyan AB Yapay Zekâ Yasası'nın bir karşılığı yok. Sonuç bir yamalı bohça: bir şirketi gerçekten bağlayan kurallar, hangi belediye başkanının, hangi meclisin ya da hangi başsavcının o sırada konuya baktığına bağlı.
Şehirlerin gerçek kaldıracı tam burada, yeni bir yetki olmadan bile. En kör ama en etkili araç satın alma: işe alım algoritması, öngörücü polislik yazılımı ya da otomatik sosyal yardım taraması satın alan bir şehir, eğitim verisi, hata oranı ve insan denetimi konusunda belge talep etmeyi sözleşme şartı yapabilir. Yavaş, gösterişsiz ve kimseyi bağlamayan bir karar metninden çok daha etkili.
Siyasi risk ise aynanın öbür yüzü. Agresif düzenleme yapan bir şehir, işverenleri ve satıcıları komşu yargı bölgelerine itebilir; hatta bir eyalet meclisinin ya da federal kurumun, yamalı bohçanın kendisini çözülmesi gereken sorun sayıp devreye girmesiyle karşılaşabilir. Washington'da bugün iki yön de mümkün.
Bundan sonrasını retorik değil, sözlerin ardından gelen araçlar belirleyecek: gerçekten işleyen bir satın alma kuralı, çağrı yetkisi olan bir çalışma grubu, bütçede bir kalem. Sloganlar hiçbir şeyi denetlemez.




