Süper ağır elementler kimyanın en az işbirliği yapan maddeleri. Hızlandırıcılarda iyon demetleri hedeflere çarptırılarak üretilirler; saatte ya da günde birkaç atom hızında ortaya çıkar ve saniyeler ile dakikalar içinde — bazen daha kısa sürede — bozunurlar. Tartılamaz, çözülemez, beher içine konulamazlar.

Yapılabilen şey gaz fazı kimyası. Bir atom bir gaz akışı içinde taşınır, saniyenin kesirleri boyunca özenle seçilmiş bir molekülle tepkimeye girmesine izin verilir ve oluşan bileşik spektroskopiyle değil, uçuculuğu ve adsorpsiyon davranışıyla tanımlanır. Golem'in haberine göre araştırmacılar bu yaklaşımı kullanarak süper ağır bir transuranyum elementini karbonmonoksitle bağladı — nikelden demire kadar metal karbonilleri oluşturan aynı ligandla.

Karbonmonoksit tam da kimyasal olarak basit ama elektronik olarak talepkâr olduğu için iyi bir sonda. Elektron yoğunluğunu metalin d orbitallerine verir ve kendi boş π* orbitallerine geri alır; bu geri bağışın gücü metalin enerji düzeylerine duyarlı biçimde bağlıdır. Çok ağır çekirdeklerde bu düzeyler görelilik etkileriyle kayar: İç kabuklardaki elektronlar, kütlelerinin ölçülebilir biçimde artacağı hızda hareket eder; s ve p orbitalleri büzülür, d ve f durumlarının sıralaması değişir. Dolayısıyla karbonil oluşumu, periyodik tablonun en ucunda görelilik hesaplarının söylediği gibi davranıp davranmadığının doğrudan deneysel sınavıdır.

Ayrıntıları — hangi element, hangi laboratuvar — Golem aktarıyor; önemi tek bir bileşikten geniş. Her böyle deney, periyodik tablonun nerede periyodik davranmayı bıraktığı sorusuna bir veri noktası; ve bunu hiçbir teori tek başına yapamaz — çünkü bu sınavı ancak bir hızlandırıcı, bir atom akışı ve saniyeyi atlatamayacak bir şeye bağlanmayı kabul eden bir molekül yürütebilir.