Holografik prensip – bir uzay bölgesinde olup biten her şeyin, yüzeyindeki ölçümlerden tam olarak yeniden oluşturulabileceği fikri – birçok fizikçi tarafından son üç on yıldaki teorik fiziğin en derin önerisi olarak görülüyor. Quanta Magazine, 25 Eylül'de prensibin kanıtlarını, yorumlarını ve açık sorularını ele alan kapsamlı bir deneme yayımladı.
Matematiksel temel, AdS/CFT eşdeğerliğidir: 1990'ların sonundaki üç çığır açan çalışma, anti-de Sitter 'kar küresi'nin içindeki yerçekimi evrenin, sınırındaki gravitasyonsuz kuantum teorisine tam olarak eşdeğer olduğunu kanıtladı. İki açıklama aynı bilgiyi kodlar, yani üç boyutlu iç mekan ve iki boyutlu yüzey birbirinin yerine kullanılabilir. 1990'larda kara deliklerin tam anlamıyla hologramlar olduğunu öneren Leonard Susskind, bunu 'tüm olasılıkların en az çılgınca olanı' olarak nitelendirdi.
Fizikçiler üç ontolojik yorum sunuyor: (1) Yüzey temeldir ve üç boyutlu uzay ortaya çıkan bir niteliktir ('it from qubit' bakış açısı), (2) Hacim temeldir ve holografiklik bir matematiksel tesadüftür, veya (3) Hiçbir açıklama gerçekten temel değildir ve her ikisinin altında daha derin bir teori yatar. Çoğu holografikçi birincisine eğilim gösteriyor – uzayın kendisi kuantum bilgisinden oluşuyor olabilir, tıpkı bir ekrandaki pikseller gibi.
En büyük açık soru, prensibin anti-de Sitter uzayının ötesine genişletilmesidir. Evrenimiz yaklaşık olarak de Sitter'dir (genişleyen, sınır yüzeyi yok) ve bunun için tam bir holografik teori mevcut değildir. Susskind ve diğerlerinin son geliştirmeleri, de Sitter holografisinin tüm boyutları bir yüzeye değil, tek bir kuantum noktasına projekte edebileceğini öne sürüyor – bu, eğer doğrulanırsa, uzay ve zaman hakkındaki anlayışımızı köklü biçimde yeniden şekillendirecek radikal bir yeniden yapılanmadır.




