Üç yıldır chatbot'lar, arama kutusunun sonu olarak satılıyor. Golem'e göre şimdi de arama kutusunun yerine geçecek bir yüzey olarak reklam sektörüne satılıyorlar: ürün önerilerinin bir bağlantı listesinin altında değil, bir konuşmanın içinde geldiği bir alan.

Ticari mantık ortada. Bir arama sorgusu birkaç kelime ve niyet hakkında bir tahmindir. Bir sohbet mesajı ise niyetin kendisidir; bütçe, kısıtlar ve bağlamla birlikte açıkça yazılmıştır. Reklamcılık sektörünün eline geçen en nitelikli hedef kitle sinyali budur — üstelik kullanıcıların tıbbi belirtilerini yazacak kadar güvendiği bir pencerede.

İşin rahatsız edici tarafı mekaniğinde. Arama reklamcılığında sonuç ile reklam arasındaki sınır mekânsaldır: gölgeli bir blok, küçük bir etiket, farklı bir arka plan. Bir konuşmada blok yoktur. Belirli bir kulaklığı akıcı bir cümleyle öneren asistan, o kulaklığı biri para verdiği için öneren asistandan ayırt edilemez. Dürüst her tasarımın, reklam sektörünün daha önce hiç sormak zorunda kalmadığı bir soruyu yanıtlaması gerekiyor: işaretlenecek bir alanı olmayan bir öneriyi nasıl işaretlersiniz?

Ölçümleme, çözülmemiş ikinci sorun. Gösterim ve tıklama oranları sayfadaki dikdörtgenleri tarif eder, diyalogdaki cümleleri değil. Sohbet içindeki atıf, sonunda asistan işletmecisinin kendi günlüklerine dayanabilir — yani satıcının kendi ödevini notlandırması.

Avrupa'nın kısmi bir çerçevesi var. Ücretli yerleştirme reklam olarak tanınabilir olmak zorunda ve AB Yapay Zekâ Yasası, insanlarla etkileşime giren sistemler için şeffaflık yükümlülükleri ekliyor. İkisi de bir ürünü sessizce ilk sıraya koyan konuşma biçimli bir yanıt üzerinde henüz test edilmedi.

İlginç soru artık reklamın chatbot'lara ulaşıp ulaşmayacağı değil — Golem'in haberi bu konuşmanın çoktan başladığını gösteriyor. Soru, yanıtının bir fiyatı olduğunda asistanın sormaya değer kalmayı sürdürüp sürdüremeyeceği.