Yapay zekâ destekli kodlama araçlarının ekonomik vaadi hep aynıydı: daha çok kod üret, daha çok özellik çıkar, daha hızlı ol. Golem'in yazılım geliştirmeye dair analizi tam bu varsayıma yükleniyor ve sonucun daha rahatsız edici olduğunu söylüyor: Sektör daha çok kod alıyor, ilerleme ise orantılı gelmiyor.
İddia, üretilen kodun değersiz olduğu değil; hacmin hiçbir zaman doğru ölçü olmadığı. Onlarca yıl kod üretmek pahalıydı, dolayısıyla miktarı harcanan emeğin ve kabaca ilerlemenin göstergesi sayılırdı. Üretim bu maliyeti çökerttiğinde kısıt ortadan kalkmıyor; zaten kıt olan aşamaya kayıyor: kodu okumak, doğru olup olmadığına karar vermek, neden o şekilde tasarlandığını anlamak ve onunla yıllarca yaşamak.
Sonuçlar birçok ekibe tanıdık geliyor. Kod incelemesi darboğaza dönüşüyor: akla yatkın görünen bin satır üretilmiş kodu değerlendiren bir geliştirici, yüz satır elle yazılmış koda bakan akranından hızlı değil; çoğu zaman daha yavaş. Bir de anlama borcu birikiyor: kimsenin yazmadığı, kimsenin baştan sona okumadığı ve kimsenin güvenle değiştiremediği kod. Testler yeşil kalırken tasarım sessizce çürüyebiliyor.
Karşı argüman da ciddi ve Golem'in çerçevesi ona yer bırakıyor: araçlar, testler, statik analiz ve model kalitesi hızla iyileşiyor; bugün biriken borç yarın daha ucuza kapanabilir. Ancak bu, gelecekteki yeteneğe oynanan bir bahis — bugünkü ilerlemenin kanıtı değil. Getiri varsayılmaz, ölçülür.
Yazının rahatsız edici özeti şu: Sektör boru hattının en ucuz kısmını optimize edip buna hızlanma dedi. Yapay zekâ destekli geliştirmede ilerlemeyi kod hacmiyle ölçmek, bir hastaneyi yazılan reçete sayısıyla ölçmeye benziyor.
Argümanın tamamı ve Golem'in kendi kanıtları ile örnekleri orijinal makalede.




